Sosyal Medya Bağımlılığı/Zararları

Sosyal medya denildiğinde, dünya çapında yapılan araştırmalarda – kullanım oranlarında – Türkiye’nin ilk beşte olduğunu (haftada 8.6saat) olduğunu biliyor muydunuz?

Genç nüfusun ağırlıklı olarak tercih ettiği bu platformlarda, haddinden fazla vakit harcadığını(zı) nasıl bulabiliriz sorusuna gelin birlikte yanıt arayalım.

1. Verimli bir sebep için (iş, ödev, araştırma vb. gibi) internete giriyorum, ancak kendimi bir anda sosyal medya platformlarında buluyorum (diyenlerden misiniz ?)

Bilgisayar başına oturduğunuzda veya akıllı cihazlarınızı kullanmaya başlarken ulvi bir amaç gibi görünen iş, ödev, araştırma gibi kavramları hedeflediğinizi, sonrasında aradan geçen zaman diliminde sosyal ağlardaki akışları incelemeye başlayanlardansanız, biraz odaklanma biraz da kolaya kaçma huyunuz var demektir.

iş-ve-sosyal-medya-bagiFacebook-is-a-drug5

2. Akıllı cihazlarınızı gerçekten “akıllı uygulamalarla” hayatınızı kolaylaştırmak için mi yoksa sosyal ağlarda vakit geçirmek için mi kullanıyorsunuz?

Akıllı telefonlar, tabletler, televizyonlar derken, temelde verimliliğimizi arttırması hedeflenen bu cihazlarda harcadığımız vaktin çoğunu sosyal platformlarda geçiriyoruz. Belki de hazırlanması gereken raporlar dururken, sosyal ağların merak uyandıran dünyası bu tercihi yapmanıza neden oluyor.

3. Herhangi bir bildirim olmamasına rağmen, sosyal ağ hesaplarınızı sürekli kontrol etme isteğiniz mi var?

Genelde kullanıcılar oluşan herhangi bir güncellemeden çeşitli bildirim yöntemleri ile haberdar oluyorlar (Ör. E-posta, anlık bildirim vb. gibi.) Ancak yine son dönemde üye olunan toplulukları devamlı olarak kontrol etme durumu da yaygın şekilde gözlemleniyor. 30 dk. İçerisinde defalarca kez Facebook, Twitter akışlarınıza bakıyorsanız, belki de habersiz kalma, gündemi kaçırma içgüdüsü ile hareket ediyor olabilirsiniz.

 4. Zamanında üye olup sonradan şifresini bile unuttuğunuz kaç tane sosyal ağ hesabınız var?

Her yeni çıkan servise üye olup, bunların toplu halde takibini yapmak ciddi emek ve zaman gerektiriyor. Dijitalleşen toplumda günlük alışverişten, özel günlerin kutlanmasına kadar binlerce amacı yerine getiren sosyal ağ mevcut durumda…  Tüm bu hizmetlere takip edip, kullanmak neredeyse imkansız, lakin siz hala ısrarla deneyenlerdenseniz,bağımlılık yolunda büyük bir aşama kaydettiniz diyebiliriz.

5. Sabah uyanır uyanmaz ya da gece yatmadan önce aklınıza sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmek mi geliyor?

Lütfen bu soruya samimi olarak yanıt verin… Cevabınız EVET ise kendinizi kandırmayın, bağımlılık seviyeniz hiçte azımsanmayacak boyutlarda…

6. Arkadaşlarınızla birlikte iken dahi gerçek sohbet yerine sanal sosyalleşmeyi mi tercih ediyorsunuz?

Belki hepimiz bir şekilde fark etmişizdir, toplanıp sohbet ettiğiniz, çay-kahve yudumladığınız bir ortamda belli bir süre sonra insanlar akıllı cihazlarını alarak, ekranlarından akan güncel sosyal ağ bildirimlerini okumayı karşılıklı muhabbete tercih eder duruma geldiler. Bu toplumsal anlamda hayatımıza giren sosyal platformların nasıl büyük bir dönüşüme neden olduğunun en basit göstergesi olarak yorumlanabilir.

Altı temel sorudan oluşan varsayımımızda, verdiğiniz EVET yanıtları ne kadar çok ise, aslında bağımlılık kavramına yakınlığınız da bir o kadar fazla demek oluyor.

Psikolojik ve fizyolojik olarak sosyal ağların insanlar üzerindeki etkilerini araştıran bilim adamları yukarıdaki gibi basit olmasa da, benzer neticelere ulaştıklarını çeşitli kaynaklarda ifade ediyorlar.

Ne yapmalı ?

Bağımlılık genelde algısı kötü olsa da doğru odaklanma ve amaca yönelik işler açısından kullanıldığında verimliliği yükseltebilir, beklenmedik başarıların kazanılmasında rol oynayabilir. Elbette ki, kontrol edilemeyen seviyedeki bağımlılık olgusunun insanı çeşitli olumsuz neticelere sürüklediği de bilinen bir gerçektir.

Aşırıya kaçmadan sosyal platformların kullanılması için bireysel oto kontrol mekanizmasının geliştirilmesi ilk önlem olarak ele alınabilir, bunun dışında profesyonel anlamda danışmanlık-destek de bir diğer seçenek olarak kullanılabilir

Hayatına Renk Katacak Olan Sen’sin

Hayatina renk katacak olan sensin, onu güzelleştirecek olan sensin, sen güzel baktığında güzel görürsün,
kirli baktığında kirli görürsün.
Camı silmen gerekecek, yüreğinin üzerinde insanlar tozlar oluşturdu,
herkes bir parça çamur bıraktı üzerine ve artık göremiyorsun, sorun bu, bunu izle, izleyeceğin yol bu!
Papatya papatyadır. Ona sağından da baksan, ona solundan da baksan, ona yukarıdan da baksan o diğer papatyalarla aynıdır.
Ve” varlığı çiçek açmış insanlar özde birdir”
Uğur Koşar

Sosyal medya ve dizilerin Dilimize/Türkçe’ye etkileri/zararları

Sosyal medya ve dizilerin Dilimize/Türkçe’ye etkileri/zararları

 

Teknolojik çağın en büyük hediyesi olan ‘’sosyal medya’’ yani hızlı iletişimi sağlayan en büyük alternatifimiz. Fakat milletçe var olmamızın en büyük özelliklerinden biri olan  ‘’Türkçemizi’’ bize kaybettirmek üzere olduğunu biliyor muydunuz?
Dil bir ülkenin birliğinin ve bağımsızlığının en önemli simgesidir. Dil bir milletin kültürüdür. Dilini kaybeden bir millet, milli benliğini, değerlerini, özünü ve daha da doğrusu her şeyini kaybetmiş, yitirmiş demektir. Bu yüzden Türkiye’yi Türkiye yapan ve sahip olduğumuz en güzel değerlerden biri olan Türkçemize sahip çıkmamız gerekir. İnsan nasıl beyinsiz yaşayamazsa bir millette dili olmadan var olamaz. Beyin nasıl insanın vücudunu kontrol ediyorsa, dilde bir milletin kontrol noktasıdır. Düşüncede, konuşmada, yazmada kısacası hayatımızın her yerinde dil vardır. Bu bağlamda dilin ne kadar önemli olduğu açıkça görülmektedir.

Sosyal medya günümüzde insanlar tarafından çok kullanılır hale geldi. Sevdiğimiz insanlarla hızlı iletişime geçmek onlardan haberdar olmak herkesin hoşuna gidiyor. Yalnız dikkat edilmeyen bir gerçek var. Dilimizin özelliklerini kaybediyoruz !! Türkçe kelimeleri yazarken ‘’selam’’ yerine ‘slm’ ’’merhaba’’ yerine ’mrb’ yazan artık genç nesil var. Galiba sesli harflere gerek duymuyoruz. Ayrıca yeniden ürettiğimiz bu kelimelere yabancı dillerden eklemeler yapıp normal hayatımızda da kullanıyoruz. Diğer tehlike ise yabancı kelime özentisi; bu tehlikenin sonunda ortaya çıkan dil kirliliği var. Günümüzde ‘’tamam’’ kelimesinin yerine ‘’ok’’ kelimesinin kullanılması gibi. Diğer taraftan ülkemizdeki dizilerde ve yapılan televizyon programlarında dikkat çekmek için yabancı kelimeler kullanılması dilimiz ve bizim aramızı bir adım daha açıyor. Dizilerde ki yanlışlar saymakla bitmiyor. 6-10 yaş arası bir çocuğun televizyonda ‘‘aşkitoşkom’’ ‘’babişkom’’ kelimelerini duyarak anne ve babasına böyle hitap etmesi verilebilecek en önemli örneklerden bir tanesi. Bu durumda anne ve babalara büyük görevler düşüyor. En önemlisi RTÜK’ünde buna önlemler alması gerekir. Çünkü Türkçe olmayan sözler adeta Türkçe’nin yavaş yavaş yok olmasına olanak sağlıyor. Bütün bu durumlar ister istemez halka yansıyor ve onları dolaylı olarak da olsa etkileyebiliyor. Bunun yanında halkın milli bilinci yozlaşmaya gidiyor. Ünlü filozof Konfüçyüs bir sözünde; ‘’Bir ülkeyi yıkmak istiyorsunuz önce dilini tahrip edin” demiştir. Eğer biz hala bir şeyleri sezip, hissedemiyor ve de düşünemiyorsak sadece dilimizde değil bizi biz yapan ve birbirimize bağlayan tüm değerlerimizde tehlike çanları çalıyor demektir. Yıkılmamak için ayakta durabilmek için bizi biz yapan dilimize hep beraber sahip çıkmalıyız.

Eğer özetleyecek olursak; dil kullanımında Türkiye’de ciddi sıkıntılar olduğunu hep beraber görüyoruz aslında ama önemsemiyoruz Toplum hayatında önemli yeri olan yazılı ve görsel medyanın hassas olmadığı bu konuda biz hassasiyetimizi gösterelim. Tepkilerimizi ortaya koyalım ve bu büyük tehlikenin bilincine varalım. İlk önce dilimize millet olarak biz sahip çıkalım. Devletimize bu durumda çok iş düşüyor. Eğer devlet babalık yapacaksa bu konuda da babalık yapması gerekmez mi? Devlet, ülkemizdeki televizyon dizilerinin ve sosyal ağların zararlarını engellemek için çalışmalar yapmalı ve Türkçemize sahip çıkmalıdır. Çok sık kullandığınız sosyal medyayı şimdi de devlet görevlilerine bu büyük sorunu duyurmak için kullanmak gerekmez mi?

Dil konusu çok önemli bir konu ve sorunun çözümü için atılması gereken çok adım var. Bu noktada ilk önce kendimizden başlayıp güzel Türkçemizi kullanırken daha dikkatli olmalı ve çevremizdekileri de dilimizi doğru kullanmaları konusunda bilinçlendirmeliyiz.

kaynak: aa23.org

Sosyal Medyanın Sosyal Yaşamımıza Etkisi / Piştt Sosyal Dostum! Bi’ Bakar mısın?

Sosyal Medyanın Sosyal Yaşamımıza Etkisi

Piştt Sosyal Dostum! 🙂 Bi’ Bakar mısın?

Çook SOSYAL’sin dostum çook.. Yemekte, otobüste, kafede, yolda, toplantıda, etkinliklerinde telefonun, işyerinde, evinde bilgisayarın bir yadan Facebook, bir yandan Twitter, diğer yandan Foursquare, Instagram, Whatsapp ohh Maşallah!

ve o yüzden buradasın ki burası da sosyal paylaşım sitesi ve SEN de sosyalliğini arkadaşlarınla paylaşmak istiyorsun tabi en doğal hakkın! 🙂

##

Elindeki telefona bakarak yürürken birbiri ile çarpışanları,
trafik kazasına sebep olanları,
telefon direğine çarpanları görüyoruz yahu..?

##
Öte yandan ..mutsuzsun, arkadaşın yok, canın sıkkın, yalnızsın, n’apacağını bilemiyorsun hiç de keyfin yok..

Allah Allahh! ama çok sosyalsin be abi, sen de ablacım sen de! 🙂
Hadi ama asıl pencereye yönelelim artık!

Unuttun mu yoksa! ?
SEN İNSANsın; bir robot ya da işe yaramaz bir araç değilsin!

Seni canlı ve cansız tüm varlıklardan ayıran bir özellik lütfedilmiş, sana!

Düşünebilme özelliği, hedefleri, inançları ve insan gibi yaşaması gereken bir canlısın SEN!

—-

Aslında aşağıdaki video bir çok şeyi anlatmak için yeterli,
lütfen birkaç dakikanızı daha ayırın ve

seyredin..

———————————————————————–

Yüzlerce kişiyle paylaşmana gerek olmayan, çünkü zaten paylaşman gerekenle paylaştığın anlarda orada ol. Kafanı kaldır ve etrafına bak. Etrafındakileri gör…

Sevgi ile kalın..

Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. AKDENİZ EDAŞ “TUZAĞI!”

Merhaba Arkadaşlar,
Uzun yıllardır süregelen özelleştirmelerden bir tanesi de 2013 yılında Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AKDENİZ EDAŞ) ‘ın özelleştirilmesi oldu. Elektrik faturalarındaki ciddi artış ben dahil, çoğu vatandaşın dikkatini çekip, canını epeyce sıkmıştır. Bu da yetmezmiş gibi 3. şahıslar tarafından herkesin ikamet adreslerine birer tehdit içerikli sözde bilgilendirme formu bırakıp kaçtılar.. Konunun detayı ile ilgili TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Adına İbrahim Kücü tarafından yazılan bir makale mevcut aşağıda ilgililere duyurulur. (:
Ve aklıma gelen ilk türküyü de sizlerle paylaşmak istedim: Türk Halk Müziği sanatçılarından Ali KIZILTUĞ ‘un seslendirmiş olduğu “Özelleştir özelleştir sat anam” türküsünü dinleyerek okumanız ümidi ile, görüşmek üzere.
Ayrıca sikayetvar.com adresi üzerinden şikayetinizi dile getirebilirsiniz.
Ali KIZILTUĞ / Özelleştir özelleştir sat anam!

Elektrik abone bilgilerinin güncellenmesi söylemiyle vatandaşa  “Perakende Elektrik Satış Sözleşmesi” imzalatılmakta Continue reading

Yeterince su içmemenin yol açtığı 11 rahatsızlık – SUYUN ÖNEMİ

Susuzluk kilo yapar, zamansız yaşlandırır!

yeterince-su-icmemenin-yol-actigi-11-rahatsizlik-4129757
Yeterli yağış olmaması nedeniyle tarım alanları başta olmak üzere tüm yaşamı tehdit eden susuzluk, yanıbaşındaki sürahide öylece durduğu halde yeterince su içmeyen insanlarda geri dönülmez hasarlara yol açıyor.
Günde ortalama 8 bardak su içmemiz gerekirken vücudumuz 10 bardak su kaybediyor.
Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, beyninin %75’i, kanının %92’si, kaslarının %75’i, kemiklerinin %22’si sudan oluşan insanın vücudu susuz kaldığında meydana gelen hasarları tespit etti. İşte yeterince su içmemenin yol açtığı 11 rahatsızlık:

VÜCUDUMUZ SUSUZ KALDIĞINDA NELER OLUR?

YORGUNLUK: Su vücudunuzdaki en önemli enerji kaynaklarındandır. Dehidratasyon (susuz kalma) vücudu yavaşlatan enzimatik aktiveteye sebep olarak yorgunluk ve halsizliğe yol açar.
ASTIM VE ALERJİLER:  Dehidratasyona maruz kalan vücut sudan tasarruf etmek için havayollarını daraltıyor. Siz daha susuz kaldığınızı hissetmeden histamin bu durumun farkına varıyor ve salgısını arttırıyor.
YÜKSEK KAN BASINCI: Vücut normalde tam olarak su ihtiyacını karşıladığında kanın %92’si sudur. Vücudun susuz kaldığı zamanlarda ise kan kalınlaşarak akışı sırasında dirence sebep olur ve buda kan basıncının yükselmesi ile sonuçlanır.
CİLT PROBLEMLERİ: Dehidratasyon deri yoluyla toksinlerin atılmasını bozmakta ve her türlü cilt problemi için savunmasız hale getirmektedir; dermatit, sedef, kırışıklık…
YÜKSEK KOLESTROL: Vücut susuz kaldığında kolestrol seviyesini arttırarak hücreden daha fazla su kaybını önlemeye çalışır.
SİNDİRİM BOZUKLUKLARI: Su ve alkali (kalsiyum ve magnezyum)  minerallerin eksikliği gastrit, ülser ve reflü gibi birçok sindirim sistemi problemine yol açar.
MESANE VE BÖBREK PROBLEMLERİ: Toksin ve atık asit birikimi bakterilerin gelişmesi için ortam sağlar, buda böbrek ve mesanede  inflamasyon, ağrı ve enfeksiyona daha yatkın olması ile sonuçlanır.
KABIZLIK: Suyun eksikliğinde, vücudun kritik fonksiyonları için su sağlama görevi kalın bağırsağındır. Su yetersiz kaldığında atık maddeler bağırsak içinde çok yavaş ilerlemeye başlar buda kabızlığa yol açar.
EKLEM AĞRISI VE SERTLİK:  Bütün eklemlerde büyük bir kısmı sudan oluşan  kartilaj yastıkçıkları vardır. Vücut susuz kaldığında kartilaj zayıflar ve eklem tamiri yavaşlar böylelikle ağrı ve rahatsızlık hissi oluşur.
KİLO ALMA: vücudunuz etkin bir şekilde toksinleri elimine edemez ve yağ hücrelerinin içinde saklar. Bunun yanında eğer vücut yeterli su ile toksinlerin güvenli bir şekilde atamıyor ise yağ hücresini serbest bırakmaz.
VAKİTSİZ YAŞLANMA: Kronik olarak vücut susuz kaldığında, organlar ve hatta vücudun en büyük organı olan deride kırışıklık başlar ve erken yaşlanma belirtileri verir.
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?
Susadığınız zaman vücut (susuz kalmış) dehidrate olmuştur.
Yemek öncesi içilen su porsiyonlarınız küçülmesine ve dolayısıyla daha kolay kilo kaybetmenize yardımcı olur.
Araştırmalar göstermiştir ki eğer yıl boyunca su tüketiminizi günlük 1,5 litre olursa, extra 17,400 kalori yakarsınız buda yaklaşık olarak 2 buçuk kiloya denk gelir.
Sadece su içmeniz gerekir, diğer tükettiğiniz sıvıların bir kalorisi ve şeker içeriği vardır. Sadece suyun kalorisi ‘0’dır.
Soğuk su içmek metabolizmanızı hızlandırır ve kalori yakar. Hızlanan metabolizmanın etkileri ilk 10 dakikada başlar ve 30-40 dakika sonra maksimuma ulaşır.
  • Vücudumuz ne kadar su tüketir?
  • Vücudumuzun ne kadar suya ihtiyacı vardır?
  • Susuzluk hangi rahatsızlıklara/hastalıklara sebep olur?
  • Vücudumuzun ne kadarı su ‘dur?