Tek mucize kelam. Kelam, yani sen – Cemil Meriç – Lamia

Tek mucize kelam. Kelam, yani sen - Cemil Meriç - Lamia

Tek mucize kelam. Kelam, yani sen” demiş Lamia adlı sevdiğine Cemil Meriç… Yoksulluğunda kaybolan yalnızlığını ısıtan sevdasına o nameler Kaç insan böylesine güzel bir sevdanın incisi oluverir? Sözcüklerde seyyah olmalı İç kaygımın dış kavgasında hesapsızca dillenirim Bazen bir türkü alır götürür rüzgârların ötesine Tıpkı midyenin içinden nadir olarak bulduğum o incinin göz kırptığı anlar gibiyim Yasaklara kafa tutarcasına küsmeyen sözcüklerle debelleşirim Severim sözcüklerle oynaşmayı Beni bende bulurum Benden gayrisinin düzenbazlığında, yalanın dolanın boş küfesinden bakarım; bir yaprağın anlık hışırtısına atımın at sineğinle kavgasına Mavinin kirliliğinde yıldız sözü bulmanın sancı Mavinin yüreği kabarır mı?! Bulutlar sardığında Yeşillenir mi yüreği dost hanesinin sıcak sobasında Yoksa daha da mı yanar Yıldırımlar çarptığında ise susar mı kelam. Ben ise avucumda sakladığım yüreğimle saklambaç oynarım bazen Sözcüklere yansıyan diller çarpar yıldırım misali Dillerin yüreğinde üşüme sancısı Yıldızsız geceler de kararır mı yürek? Gökkuşağını ‘umut’ diye diye bekler mi? Aynadaki renklerin fırladığı anlar da mı yıldız topları gözlerini yumar? Ben gözlerimi hiç yumamam yıldızlara Balkona çıktım, severim Çiçeklere gübreler vermiştim canlandı her biri Susuzluğa dayanamıyorlar, soluveriyor … Güneş var Koskoca bir lambanın ışığında gölge olmak gibi Okuyorum akşamdan bu yana Bir türlü yıldızsız merdivenlere tırmanamayan Lamia misali Çoban yıldızı erken açıyor, bugünlerde Mavinin veda vakitlerinde kalan tek yıldız Severim çoban yıldızının geç kaldığı çoban saatini Kuzuların sessizliğinde bir çobanın kaval sesiyle rüzgâr buluşur Çan sesleriyle susan türküleri omzunda Çoban yine bir beyaz kuzucuğun doğum habercisi… Kaç kişi görmüştür yeni doğan kuzunun beyaz elbisesinden çıkarttığı o kırmızı dudaklarını Çanların susan sesiyle gecemin karanlığı örtülür Artık yıldızların ayna zamanıdır Vicdan kayır-gökyüzüne mektuplar 1… … Ne güzel değil mi…nasıl da özel. Elimize mürekkebin değmesi dileği ile, Bir de sevgiyle, …

“Sen bütün kitaplardan daha derinsin, sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku.
Muhammed’e nasıl iman ettiklerini anlıyorum.”
..
Ben Ezeli Bir Maglubum
“Mektuplarını üzülerek okudum. Sen ki son liman, son ümit, son dost, ilk ve son sevgilisin.

Sen ki yıldızım, sen ki annem, sen ki çocuğumsun..acılarımla hırçınlaştığına üzüldüm. Istıraplarım çok mu çirkin,çok mu çocukça? Onları senden mi gizleyeceğim?

Sahneye maskeyle çıkmak! Ben aktör değilim.
Sesinin tonunda minnacık bir soğuyuş hissettiğim an yokum. Acılarımın kaynağı sensin, evet ama hayatımın kaynağı da sensin, senin için ve seninle yaşıyorum.
Sen uçuruma yuvarlanırken tutunulan dal, sen vaha, sen bütün hayal kırıklıklarımın dudaklarında ümidleştiği kadın.“ 
“İki yıl önce bu akşam bir rüyaydınız, bilinmeyendiniz..” 
Mektup yazmak .Oturup sevdiğini,bir dostunu,arkadaşını her haliyle düşünmek ,onun senin için ne anlam ifade ettiğini anlamlandırmak için kutsal bir zaman.Neden şimdilerde kimse mektup yazmıyor. 140 karektere sığdırılan aşk ! ların peşinde koşuluyor.Neden ,Neden,Neden… ?

Kendini tanımak ne de zor,kendini tanımaya giden yol ne de zor.Kendini anlatmak belki de asıl zor.

#Cemil Meriç

Bir önceki yazımız olan Belki de her şey olması gerektiği gibidir başlıklı makalemizde Belki de her şey olması gerektiği gibidir, Edebiyat ve Karalamalar hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın